Muhafazakar Mahallenin Sultan Abdulhamid Yüceltmesi

Muhafazakar mahallede son yıllarda iyice artan müthiş bir Sultan II. Abdulhamid fetişi baş gösterdi. İç ve dış güçlere karşı mücadele eden büyük bir deha, Filistin için toprak satmayan, masonik güçlere karşı mücadele eden kurtlar sofrasındaki bir yiğit, dini açıdan zamanın Gavs’ı olacak nitelikte büyük bir evliya ve en önemlisi dahice siyasetini kendi tabanının bile anlamadığı ve kendisine haksızca muhalefet edilen bir sultan…

Abdulhamid güzellemesinin sebepleri İttihatçılar devrine kadar götürülebilir ama bunda kendisiyle ilgili son yıllarda çekilen dizinin ve iktidarın politik ideolojisine hizmet amaçlı propagandalarda kullanılması çokça etkili oldu. II. Abdulhamid muhafazakar kesimin kendi ötekisine karşı inşa ettiği bakışı şekillendirmede kullanışlı bir figür oldu.

Her şey İttihatçıların iktidarı ele geçirmesiyle başladı. İttihat ve Terakki partisi, Abdulhamid’den sonra Abdulhamid’i yapmakla eleştirdikleri istibdattan kat be kat fazlasını yapmaya başlayınca insanlar Abdulhamid dönemini mumla arar olmuşlardı. Abdulhamid genelde muhaliflerini sürgüne gönderirdi. İttihatçılar ise alçakla suikastlerle ve idamlarla muhaliflerini susturdular. Abdulhamid döneminin daha çok insan haklarına, hukuk ve adalete önem vermesinden ziyade İttihatçıların estirdiği totaliter rüzgar Abdulhamid’i aratır olmuştu. Günümüz muhafazakarları bu gerçeği ıskalarken eski yönetimle yeni yönetim arasındaki istibdat düzeyindeki farklılıkları dile getiren tarihi alıntıları sürekli kullandılar. Abdulhamid’e muhalif olan kimi isimlerin pişmanlık dolu ifadelerini veya pişmanlık değilse de iki dönemi değerlendirirken Abdulhamid döneminin bile İttihatçıların yönetiminden daha iyi olduğunu ortaya koyan görüşleri esas aldılar. Oysa durum tam bir gelenin gideni arattığı vakasıydı.

Cumhuriyet kurulduğunda ise İttihatçılar da Osmanlı da ortada kalmamıştı. Muhafazakar kesimin yeni ötekisi Kemalistlerdi. Kemalistler laiklik yanlısı politikalarını jakoben biçimde uygulayınca dindarları karşılarına almışlardı. Ancak Abdulhamid’in muhafazakar paradigmada sahneye çıkması Necip Fazıl’ı bekleyecekti. Necip Fazıl Abdulhamid üzerinden Kemalizme karşı tarihsel bir figür üretmişti. Kemalistlerin Ulu Önder yüceltmesine karşın Necip Fazıl Abdulhamid’i Ulu Hakan olarak öne sürmüştü. Yine Muhafazakar zihinlerde yer alan karanlık örgütler, dünyayı yönetenler ve her şeyin sadece hain dış güçler eliyle bu hale geldiği anlayışını inşa etmede Abdulhamid’i kullandı. Abdulhamid üzerinden Muhafazakar zihinlerde Kemalistlerin inkılaplarla tamamen yıkmak veya unutturmak istediği “şanlı” Osmanlı-İslam geçmişi yüceltiliyordu. Abdulhamid’in İslam birliği siyaseti de bu kullanıma uygun düşmesine neden olmuştu. İslam’ın modern bir yorumu olan İslamcılığı devlet için araçsallaştıran Abdulhamid üzerinden muhafazakarlar da kutsal din-devlet anlayışlarını ve Osmanlıcı fikirlerini pekiştirmişlerdi.

Büyük Doğu dergisinde Necip Fazıl’ın yazılarıyla devleşen bir kahraman olarak büyüyen Ulu Hakan Abdulhamid imajı, Necip Fazıl’dan sonraki muhafazakar ve çoğu İslamcı liderin söylemlerinde devam etti. 1975-80’li yılların Muhafazakar kuşağı günümüzde ülkeyi yönetirken o yıllardan edindikleri bagajla hareket ediyorlar. Kendi kitlelerini konsolide ederken onların fikirsel kodlarına ustalıkla hitap ediyorlar. Böylelikle iktidar kendini tabanına anlatırken Abdulhamid’i kullanmayı da ihmal etmedi. Abdulhamid üzerine çekilen dizi ve belgesellerle muhafazakar taban iktidarın etrafında kenetlenmeye teşvik edilirken öteki gördükleri muhalifleri tanımlamada da yine Abdulhamid kullanıldı. Bu propagandaya göre şuanki yönetim tıpkı Abdulhamid’in düştüğü pozisyondaydı. Etrafı hain iç ve dış düşmanlarla çevrilmişti ve yedi düvelle mücadele ediliyordu. Kendi döneminde Mehmet Akif, Said Nursi, Said Halim gibi önemli islamcılar Abdulhamid’in ne kadar yüce bir siyaset dehası olduğunu kavrayamadıkları için yaptıklarını anlayamamış ve ona muhalif olmuşlardı. Ama iddiaya göre Abdulhamid gittikten sonra hepsi bin pişman olmuşlardı.

Bugün de muhafazakar ve İslamcı mahalleden iktidara bir eleştiri geldiğinde Abdulhamid bir sopa ve ibretlik vesika olarak kullanılarak siyasi liderin etrafında birlik olunması gerektiği propagandasına alet edildi. Bu yaklaşımla muhafazakar mahalleden muhafazakar iktidara gelen iç eleştirilerin sesi kısılmış, muhafazakar siyasi erkin yaptıklarında hata olarak görünenlerde bile bizim anlayamayacağımız büyük siyasi hikmet ve maslahatlar olduğu iddia edilmişti. Dolayısıyla tüm yanlışlarına rağmen iktidarın etrafında kenetlenilmesi gerektiği savunulurken muhafazakar hafızadaki Osmanlının çöküşü ve Cumhuriyet dönemindeki büyük siyasi kayıplarla oluşan travmalar sürekli hatırlatıldı. Abdulhamid bu travmaların canlı tutulmasına yarayan önemli bir araç haline geldi.

Bu hikayede muhafazakar zihnin ötekisi ise hep hain, din düşmanı, kendi çıkarı için dış güçlerle işbirliği yapmaktan çekinmeyen bir karakterde belirlendi. Muhafazakar zihin gayri müslipleri hep işbirlikçi ve hain olarak kodlarken, batılılaşma yanlılarını da bunların uşakları olarak görüyordu. Buna göre kendisi bir evliya olan Abdulhamid ise hem gündelik yaşamında koyu bir dindar hem de güvendikelri hep müslümanlardı. Bu sebeple Abdulhamid’i tahttan indirenler yahudi, ermeni hainleri ve onlara yardım eden içimizdeki satılıklardı. Haliyle Abdulhamid’le özdeşleşen siyasi erke muhalif olanlarda Abdulhamid düşmanlarıyla özdeşleştirildi. Tarih, günümüzün politik çıkarlarına hizmet etmek amacıyla yeni baştan yazıldı. Bunun için çekilen dizi tarihi gerçeklerle örtüşmese de bu çok önemli değildi. Abdulhamid taraftarı ve Abdulhamid karşıtı olarak kodlanan özellikler günümüzün siyasi amaçları doğrultusunda dizi üzerinden belirlenip propaganda edildi. İlgili dizi ve tarihi gerçeklerle ilişkisi hakkında Yıldıray Oğur’un aşağıda bıraktığım linkteki yazısına bakabilirsiniz.1

Abdulhamid fetişi bugün öyle bir noktaya geldi ki Abdülhamid’in tahtını kaybetmesiyle Osmanlı’nın yıkıldığı ve alemi İslam’ın büyük acılara gark olduğu şeklinde bir anlatıya evrildi hikaye. Tarihi; tek başına bir şahsın, tüm ekonomik, siyasi, sosyal vb koşullardan bağımsız biçimde belirleyebildiği imasını taşıyan bu iddia Osmanlı’nın bir bütün olarak her açıdan dağılma/yıkılma sürecine girdiğini gözardı etti.

Sonuç itibariyle Abdulhamid, hep dinine düşmanlık edilen, bu sebeple zulme ve yıkıma uğrayan muhafazakarların sembolü, Abdulhamid düşmanları ise dinin ve devletin zararını isteyen, işbirlikçiler veya ahmaklar olarak kodlandı. Muhafazakar ideologların ve politikacıların elinde kullanışlı olması nedeniyle Abdulhamid gittikçe daha dokunulmaz ve her zamankinden daha yüce bir konumda şimdi. Bunu test etmek zor değil. Ortalama bir muhafazakarla Abdulhamid hakkında eleştirel konuşun, yeterli…

https://www.karar.com/yazarlar/yildiray-ogur/bu-bolum-dizide-yok-5997

0 Paylaşımlar
0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x