Kemalizm’i Bir Başka Açıdan Yeniden Değerlendirmenin Gerekliliği Üzerine

Türkiye’de Kemalizm eleştirileri çoğu zaman ideolojik kavgalar doğrultusunda yapılıyor. Muhafazakarlar ve İslamcılar Kemalizmi laiklik üzerinden eleştiriyorlar. Milliyetçiler harf inkılabı ve kültür tahribatı üzerinden ele alıyor. Sosyalistler ve iç tartışmalarında Kemalistler ekonomi ve devletçilik üzerinden eleştiriler getiriyorlar. Kemalistler ise kendilerini modern ve çağdaş olarak görüp olması gereken bir konumda görüyorlar.

Kemalizm eleştirileri ideolojik inancın içerisinden yapıldığında eleştiriler sadece o ideolojinin ihtiyaç ve talepleri ile sınırlı kalabiliyor. Ama bir başka açıdan yine bu insanlar sorunlu olmadığını düşündükleri yönleriyle Kemalizm’e eklemleniyorlar. Böylelikle Kemalizm hem kendini yeniden üretme imkanı bulurken hem de muktedir olmaya, dolayısıyla eleştirilen açılardan toplumda yarattığı tahribat ve travmanın devam etmesine neden oluyor. Dahası Kemalizmi eleştirmek için bir ideolojiye de sahip olmaya gerek yoktur. Kemalizmi kendi savunduğu modernlik ölçütleri üzerinden ele almak yeterli olacaktır. Çünkü Kemalistler kendilerini modernliğin Türkiye’deki en büyük temsilcileri olarak görmektedirler. Burada dikkatten kaçırdıkları nokta ise Kemalizmin modernliğin bizzatihi kendisi değil onun tarihsel bir yorumu olduğudur. Kemalizmden günümüze modernite büyük değişimler geçirmiştir. Kemalizm de modernliğin en büyük söylemi olan evrensel insan hakları normları açısından yeniden değerlendirilmelidir.

Türk sekülerleri bu tartışmalarda bence en aktif olması gereken kesim iken eleştirilerin daha çok dindarlardan gelmesi onları mevzilerinde kalmaya itiyor. Kemalizmin ortaya çıktı dönemde bugünkü gibi modern değerler dünyada el üstünde tutulmuyor ve bu kadar gelişmiş değildi. Haliyle dünya genelinde batı modernitesi kendisini geliştirip sürekli yenilerken Türk sekülerizmi Kemalist dönemi kendilerine sabite almaya devam ettiler. Bu durum, sekülerizmin Türkiye’ye en güçlü biçimiyle Kemalistlerce sokulmasının ortaya çıkardığı en büyük talihsizliktir bence. Kemalizmin en başta modern batılı, evrensellik iddiası taşıyan, değerler üzerinden ele alınmaya ihtiyacı var. Türkiye’de bu alanda çok büyük bir boşluk var.

Evrensel değerlerden kastım ise bireyin merkezde olduğu, devlete karşı çoğulculuk, özgürlükler ve temel hakların merkeze alındığı rejimlerdir. Örneğin ezanın Türkçeleştirilmesi, dini kanunların kaldırılması gibi laik politikaların laiklik düşmanlığı üzerinden değil inanç ve hürriyet özgürlüğü üzerinden yeniden ele alınması meseleyi daha geniş perspektiften değerlendirmemizi sağlayacaktır. Gayri müslimlerin ve Kürtlerin maruz kaldığı tek tipçi politikaları milliyetçi bir zaviyeden değil çoğulculuk ve insan hakları üzerinden ele almak gerekir. Cumhuriyet dönemi mahkemelerinin icraatlarını hukukun üstünlüğü açısından, insan haklarını ihlallerini hakların devlet tarafından mı verileceği, doğuştan mı olduğu tartışması üzerinden ele almak gerekiyor. Devletçi politikalar bireyin özgürlüğü ve devletin bu özgürlüklere müdahale hakkı olup olmadığı üzerinden tartışılmalıdır. Din özgürlüğü mü yoksa devletin dini kontrolü mü tartışması laiklik açısından değil özgürlükler açısından test edilmelidir. Devletin vatandaşı tanımlaması ve makbul vatandaş üretme çabası zor kullanımı ve meşruiyet açısından ele alınmalıdır. Örnekler artırılabilir.

Artık Kemalizmi tek bir mahallenin kaygıları, inançları ve kriterleri doğrultusunda değil en başta Kemalistlerin de itiraz etmeyeceği modern evrensel değer yargıları üzerinden konuşmak gerekiyor. Böylelikle dışarıdan bir gözle Kemalizmi konuşmayı başaracağız. Bu durum ideolojik önyargılara kapılmadan Kemalizmin olumlu icraatlarını da ihlal etmeden yanlışlarına ise mazeret üretmeden bir pozisyon almamızı sağlayacaktır. Kemalizm’i illa kötülemek amacı gütmeden objektif kriterler doğrultusunda ele almak yeni düşünce ufukları açacaktır. Bunu yaparken kemalist uygulamarlar açısından iyi niyet tartışmasına girmeden, günümüzü de ilgilendiren sonuçlar itibariyle ele almak daha etkili olacaktır.

Öyle görünüyor ki sunduğum bakış açısıyla Kemalizm değerlendirildiği zaman onun modernleşmeci karakterine rağmen bireyi merkeze alan evrensel insan hakları ilkeleri doğrultusunda bir ideoloji olmadığı anlaşılacaktır. Aksine Kemalizm devleti merkeze alan bir toplumsal mühendislik projesidir. Aradan geçen uzun yıllarda toplumun geniş kesimlerinde Kemalizm hala bir modernleşme projesi olarak önemini korusa da onu günümüzün çoğulcu ve özgürlükçü değerleri açısından yeniden ele almamız şarttır. Kutuplaşmayı artıran, tarafları ideolojik önyargılara hapseden eleştirilerle bir yere varamadık, varamıyoruz…

0 Paylaşımlar
0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x