
İşin uzmanları gibi değil ama o yıllarda uzaktan direniş destekçisi olarak aklımda kalanlarla kaba bir özet geçeceğim. Çeçen direnişi yahut cihadı efsane lider Cahar Dudayev liderliğinde başlamış,1994-96’da Rusları yenmiş ve 97’de Hasavyurt anlaşmasıyla Rus askerleri fiilen çekilmişti. Ardından yapılan Moskova Barış antlaşması kesin zaferi getirmişti. Bu anlaşma Çeçenlerin temsilcisi Zelimhan Yandarbiyev’in Yeltsin’i kendisiyle eşit oturma düzenine ikna ettiği meşhur görüntüler eşliğinde yapılmıştı. Birinci savaşın zafere ulaşmasında Sovyetler sonrası Rusya’nın büyük bir merkezi otorite krizine girmesi ve çeçen aşiretlerin(teipler) ulusal kurtuluş fikriyle direnişe topyekûn destek olması sayesinde en temelde başarılı olmuştu. Yani sosyolojik, siyasi ve uluslarlarası dengeler önde gelen faktörlerdi.

Bu yılın Ağustos ayında büyük komutan Şamil Basayev stratejik bir hata yaparak Emir Hattap ile birlikte Dağıstan’a girer. Bununla direnişi Kafkasya geneline yaymak ve geniş çaplı bir Kafkasya ayaklanması başlatmak isterler. Bunda şüphesiz mücahit saflarında gittikçe etkili olmaya başlayan küresel cihat ideolojisinin de rolü vardır. Bu noktada cihadi selefiliğin stratejik zararı olmuştur direnişe. Bu tespite kızar selefiler, ancak realite bu. Umarov döneminde de benzeri sıkıntılar yaşanacak ileride. Fakat direnişe bitmesinde etkisi en son olan sebeplerden olacaktır bu. Şamil Basayev, aşiretlere aşırı derece bölünmüş, birleşik kafkasya ideali şöyle dursun ayrı ayrı kendi devletlerini kuracak kadar bile motivasyon ve ideali olmayan toplulukları dönüştürebileceğini sanmıştı. Çeçenistan’da yaşanan ayaklanma ve topyekün direnişin enerjisine bakarak Kafkasya’nın tümüne karşı aynı beklenti içine girdi. Fakat beklediği olmamıştı. Putin, Dağıstan’a girilmesini fırsata çevirerek Çeçenistan’a saldırı başlattı. Bu sayede çeçen milli direnişini değil radikal islamcı teröristlerle savaştığı şeklinde bir meşruiyet oluşturdu kendine. Tabi bu durum Putin için sadece bir bahaneydi.

Bu yenilgi Çeçen direnişi tarihindeki en büyük kırılmadır. Bundan sonra direniş şehir savaşlarını bitirip dağ gerillası biçimine dönüştü. Direnişin bayraklı herhangi bir alan hakimiyeti kalmamıştı artık. Dudayev, ardından geçici olarak Yandarbiyev, sonra Mashadov’un yürüttüğü cumhurbaşkanlığı yer altına çekildi. Mashadov’un ölümü sonrası yerine Abdulhalim Sadulayev geçti. Bu dönemde artık Rusya yeni bir stratejiye geçti. En güçlü aşiretlerden Benoy aşiretine mensup Kadirov ailesini ikinci savaş döneminde yanına çeken Putin para ve güçle Kadirovları diğer aşiretlerin direnişe desteklerini geri çekmesi noktasında baskı aracı olarak kullandı. Kadirovlaşma denilen bir süreç başlatıldı. Bu süreçte direnişe destek veren aileler toplu olarak katledildi. Yaşlı liderler köylerini korumak ile zaten dağlara hapsolmuş direnişe destek vermek arasında kaldıklarında Kadirovlarla işbirliği yapmayı seçtiler. Bir kısmı mecburiyetten bir kısmı para ve makam karşılığında.

2006’ya gelindiğinde dördüncü cumhurbaşkanı Abdulhalim Sadulayev kadirovcu milisler tarafından öldürüldü. Bu dönemde artık aşiretler arasındaki yatay hiyerarşi ruslar tarafından kadirovlar lehine bozulmuş, direnişin belkemiği olan aşiret desteği kırılmıştı. Aileler toplu cezalandırmadan korktukları için dağdaki çocuklarını geri çağırıyorlardı. Kadirov eliyle yaşanan siyasi ve sosyolojik değişimler direniş içinde büyük bir çözülme yarattı. 2006’dan itibaren Abdulhalim Sadulayev, Şamil basayev, Hattap, Hamzat Gelayev gibi ünlü komutanlar öldürülmüşlerdi. Ancak bu ölümlerde en çokta sızma ve desteklerin kaybedilmesi etkili olmuştu.

Sadulayev’in ardından Doko Umarov Çeçen İçkeriya cumhuriyetinin yeni cumhurbaşkanı olarak seçildi. Umarov döneminde direniş yok oluş aşamasına geçti. Yok oluşun bir nedeni değil ama sonucu olarak Kafkasya İslam Emirliği il an edilerek Çeçen İçkeriya cumhuriyeti feshedildi. Çeçen bayrağı logosundaki kurt kaldırılmıştı artık. Emirlik ilanını stratejik açıdan yanlış bulsam da yine de direnişin gerilemesinin bir sonucu olduğunu düşünüyorum. Çünkü Rus-Kadirov işbirliğiyle kaybedilen aşiret desteği, değişen savaş koşulları vs nedeniyle sahada kalan kişilerin motivasyonu din ve cihad olmuştu artık. Böylelikle Çeçen ulusal mücadelesi söylemi terkedilince Ahmed Zakayev çizgisindeki Çeçen milliyetçiliğinin de direnişi kırılmaya başlamıştı. Emirlik ilanı bu açıdan çok tepki alınca Umarov, aslında rahmetli Basayev’de benden emirliği ilan etmemi istemişti diyecektir. Umarıv’un başkan seçilme süreci, emirliğin ilan edilmesi komutanlar arasında da tartışmalara neden olmuştu. Emirlik ilanının istişaresiz yapıldığı eleştirileri getiriliyordu. Komutan Muhanned, Bingöl asıllı Türkiyeli komutan Abdullah gibi liderler Umarov’a ilkin tavır almışlardı. Ancak yaşanan iç tartışmalar barışla sonuçlandı. Zaten kısa süre sonra bu komutanlarda şehit edilecekti. Emirlik ilanı direniş üzerinde küresel cihat ideolojisinin artık daha baskın hale geldiğini gösteriyordu. Aynı zamanda yok oluşu hızlandırdı.

Umarov’un ardından tarihinde ilk kez Çeçen olmayan biri, Dağıstanlı Aliaskhab Kebekov emirliğin ikinci lideri oldu. Bu dönemde artık küresel cihat ideolojisi doğrultusunda bir kısım savaşçı Suriye’ye hilafet uğruna savaşmaya geçti. Savaşçıların önemli bir kısmı IŞİD’e biat etti. Çeçenya, İnguşetya, Dağıstan üçgenindeki direniş insan desteğinin, lojistiğin yok olma noktasına gelmesiyle direniş bitti. Kebekov’da 2015’te öldürülünce direniş hücre seviyesine düştü ve yok oldu. Böylelikle ortaokul-lise yıllarımda yakından takip ettiğim efsanevi çeçen direnişi dönüşüm geçirdi ve yok oldu. Yok oluşunda en büyük kırılma ikinci savaşta Grozni’nin düşmesi ve alınan yenilgi, ikinci büyük kırılma ise aşiret desteğinin Kadirov ailesi aracılığıyla yok edilmesi olmuştu. Diğer tüm etkenler bunlardan sonra gelmekte. Aktardıklarım direnişe dair kendi dışarıdan okumalarıma ve çeşitli gözlemlerime dayanmaktadır. Yanlışlıklar varsa bundan kaynaklıdır. Bir başka yazıda Çeçen direnişi ile ilgili aklımda kalan bazı olay ve notları da paylaşacağım.