Kadınların fitne/fesat olarak görüldüğü bir dini/kültürel gelenekten geliyoruz. Bu anlayış zihinlerde erkeğin kadından üstün olduğu şeklindeki bir bilinçaltı ile hareket ediyor. İslami açıdan bu anlayışın düzeltilmesi/yenilenmesi lazım. Şüphesiz bu algının oluşmasında vahyin değil ama Arap kültürünün önemli bir etkisi var. Hadisler söz konusu olduğunda en çok dikkat etmemiz gereken şey hadisin hangi bağlamda söylendiğine bakmak olmalıdır. Çünkü bütün hadisler dini açıdan tüm Müslümanları bağlayıcı bir emir/hüküm anlamı taşımazlar. Bazı hadisler Peygamber’in s.a.v. tarihsel içtihatlarını içerir, bazısı sadece tavsiye ve nasihat niteliğindedir, bazısını devlet başkanı ve ordu komutanı vasfıyla söylemiş olabilir. Bazı hadisler 7. yüzyılın Arap yarımadasındaki yaşam koşullarının etkisiyle dile getirildiği gibi bazısı da Peygamberin s.a.v. şahsi görüşü veya hobisi/zevki/ilgisi bağlamında söylenmiş olabilir. Ancak günümüzde hadisler toptancı bir yaklaşımla hepsi her Müslümanı evrensel
Beyan Yayınları, 480 syf.
manada bağlayan emirlermiş gibi algılanıyor. Bunun dışında fıkıh mezheplerinin önde gelen alimleri verdikleri fetvalarda veya inceledikleri hadislerde kendi içinde bulundukları yaşam koşullarının etkisinden kurtulmuş değillerdir. Bu sebeple kadınlarla alakalı rivayetlerin ve fetvaların titizlikle incelenmesi ve bunların ne kadarının vahye ne kadarının kültüre tekabül ettiği tespit edilmesi gerekmektedir.
Bu açıdan çok yararlı bir çalışma olan ve kadınlarla alakalı sorunlu bir anlayışın oluşmasında büyük etkisi olan rivayetlerin ele alındığı Beyan yayınlarından çıkan “Hadis Temelli Kalıp Yargılarda Kadın” adlı kitabı özellikle öneririm. Kitabın yazarı Prof. Ali Osman Ateş kanaatimce çok büyük bir çalışma ve emekle böylesi bir kitabı yazarak çok faydalı bir işe imza atmıştır. Kitabı konuyla ilgili diğer çalışmalardan ayıran-bence- en önemli yönü ise hadislerin, kaç ayrı senetle gelmişse, hepsinin tek tek senet tenkidinin yapılmış olmasıdır. Bilindiği gibi gelenekçi kabul edilen kesimler hadisleri sadece senet tenkidi yönüyle ele alırlarken modernist kabul edilen kesimler ise sadece metin tenkidini esas almaktalar. Kadınlarla alakalı rivayetler ise bu anlamsız çatışmada bir kısır döngü içerisinde ele alınmaktadır. Ancak bu kitapta her iki yöntem birlikte ele alınarak rivayetlere uygulanmıştır.
Yazar, bahse konu olan rivayeti kaç ayrı senetten gelmişse tek tek ravilerini incelemiş ve senetteki kusurları ortaya çıkarmıştır. Ayrıca hadis içeriklerini Kuran ayetleri ve mantıksal eleştiriden de geçirmiştir. Bu yönüyle her iki açıdan da tartışmalı rivayetlerin ciddi eleştiri aldığını görmekteyiz. Kitapta aşağıdaki içerikte olan rivayetler incelenmiştir:
gibi içeriklere sahip rivayetler ve daha başka konulardaki rivayetler kitapta her yönden ele alınmış. Bu gibi rivayetler kadınlara karşı baskıcı ve onları hayattan dışlayan/sınırlandıran bir zihniyeti beslemiştir. İşin daha kötüsü böylesi bozuk anlayışlara Allah Resulü s.a.v. alet edilmiştir. Kadına ufkunuzu açacak, geleneksel dini ezberlerinizi sorgulatacak nitelikte olan bu kitabı şiddetle tavsiye ediyorum. Kitabın yazarı Prof. Ali Osman Ateş’i ortaya koyduğu böylesi önemli bir çalışma sebebiyle bir çok teşekkürü ve takdiri hak ettiğini düşünüyorum.
Kitap sonunda ulaşılan sonuçlardan birisi ise hadis usulünde bir yenilenmenin gerekliliğidir. Çünkü bir çok hadisin sahih diye kayıtlara geçmesinde hadis usulündeki “sahabenin adaleti” ilkesi sebep olmuştur. Tedlis yapılan ve muanan hadislerde ravi sahabi olunca sahabe adil kabul edildiği için cerh ve tadil yapılmamıştır. Halbuki sahabilerin de en azından “zabt” yönünden incelenmeleri gerekmektedir. Bu sebeple normalde zayıf kabul edilecek bazı rivayetlerin sahih diye kayıtlara geçtiğini görüyoruz. Konunun hadis usulünü ilgilendiren bu yönüde ayrıca dikkate şayan.
Ben kitabın ilk baskısını okudum. İlk baskıda dikkatimi çeken bazı eksikliklerin son baskıda giderildiğini gördüm. Her yönüyle tam teşekküllü ve hiçbir detay soru dahi boşlukta bırakılmadan anlatılmaya çalışılmış dolu dolu bir kitap. Okuyun, Okutun.